Belçika’nın Kuzey Denizi kıyılarında bir kasabada doğdu. Yıl 1956, doğum kontrol hapının piyasaya çıktığı ilk yıl... Fakat kendisine “nerelisiniz diye” sorduğunuzda; hep, bu “Dünya adındaki gezegendenim” der...

 

Restaurantı olan annesi ve babası onun da aşçı olarak yetişmesini isterken, onun kurtarıcı meleği rolünü üstlenen bir öğretmeni, Belçika’ da o dönem eğitim sisteminin en zor eğitimi olan “Latince- Eski Yunanca” bölümüne girmesi için anne ve babasını ikna edebildi. 16 yaşındayken okullardaki öğrencilere yapılan psikoloji testlerden çıkan sonuca göre, kendisine “fazla değişkenliğe hiç tahammülü olmayan, çok zor uyum sağlayabilen bir kişi” olarak tanımlanmıştı. Fakat ondan sonraki hayat çizgisi bunun hiç de öyle olmadığını gösteriyordu. Hiç Almanca dil eğitimi almadığı halde, Avusturya’ ya gidip, Graz Üniversitesinin Felsefe Bölümünde Türkçe-Almanca Dil ve Edebiyatı Bölümüne girip burayı dereceyle bitirebiliyor, hemen her 5 yılda bir iş değiştirebiliyor, Dünya’ nın her yöresinde çalışma imkanları bulabiliyordu…

 

Ondan sonra ver elini Türkiye; binlerce yılların birikimi kültür mirasının keşfi, değişik bir toplumu anlamak, farklı değerlerle yeniden harmanlamak, evlilik, çocuk, ayrılmak (özellikle kaçırılan oğlundan) ve büyük kayıplar, sonsuz acılar...

 

 

Arkasından zorlu bir toparlanma, yeniden Batı dünyasına ayak uydurma çabaları, başarılı ve ilginç bir meslek hayatı, ikinci çocuk ve ... yeniden hayatla hesaplaşma: “Türkiye’ye dönüyorum!” Birkaç zor geçen yıldan sonra Ege kıyısında bulunan Karaburun Yarımadası’na yerleşme. Orada insan oğlunun tek dostu olan (- felaketler getirmedikçe) doğa ile iç huzuruna kavuşuyor. Yine orada onun gibi hayat tarafından tokatlanmış fakat insan gibi insan kalabilmiş Mete ile tanışma ve evlenme, her şeyini paylaşma...

 

Karaburun sevgisine gelince; hani göçmenler bilir ve söylerler “ insan nerede karnını doyuruyorsa ve çocuklarını okula gönderiyorsa, işte orası o insanın vatanıdır” diye. O ise 5 yıl önce geldiği ve yerleştiği Karaburun Yarımadası için bir boyut daha eklemek istiyor. “İnsanın vatanı, ölüm geldiğinde gömülmek istediği yerdir”.